|
|
|
|
|
|
Vokal fold histolojik olarak 5 tabakadan oluşur. Bu tabakalar dıştan içe doğru şu şekilde sıralanır;
1. Epitel,
2. Lamina proprianın yüzeyel tabakası (Reinke boşluğu ),
3. Lamina proprianın intermedier tabakası,
4. Lamina proprianın derin tabakası,
5. Kas tabakası (tiroaritenoid kas = vokal kas)
Lamina propria tabakaları kollajen lifler yönünden oldukça zengindir. Lamina proprianın intermedier ve derin tabakaları birleşerek "vokal ligaman"ı oluştururlar. Vokal fold cerrahisinde vokal ligamanın altına inildiğinde kalıcı ses bozuklukları ortaya çıkar. Benign lezyonlar için uygulanan cerrahi müdahalede en temel prensip bu bölgenin zedelenmemesidir. Yaşla birlikte intermedier tabakadaki kollajen doku değişiklikleri seste de bir takım değişikliklere neden olur. |
| |
|
Vokal Fold'ların Değerlendirilmesi |
| |
|
|
|
|
|
Vokal foldlar üzerinde kanama oluşmasıdır. Her dokuda olduğu gibi, vokal foldların üzerinde de vasküler yapılar mevcuttur. Bunlar bazen, variks adı verilen birtakım vasküler genişlemeler yapar. Bu variköz genişlemeler, vokal foldların en ufak bir zorlanmasında veya yanlış kullanılmasında kanayabilirler. Bu kanama sonucunda submukozal, lamina proprianın yüzeyel tabakası boyunca kanama meydana gelir ve seste bozukluğa yol açar. Özellikle bayanların menstürasyon dönemlerinde, vücutta kanamaya eğilimin artması nedeniyle, sesin en ufak bir zorlanması sonucu böyle bir kanama meydana gelebilir.Bu dönemde şarkı söyleyen bayan ses sanatçılarında çok sık kanamayla karşılaşılır. Ayrıca, antikoagülan ilaç kullanımı da kanama ihtimalini yükseltir. Kanama spontan olabileceği gibi daha çok sesi zorlama sonucu meydana gelir. Tedavilerinde, genelde ses istirahati önerilir. İlaveten antienflamatuar ve dekonjestan ilaçlarda önerilir. Fakat bunların yararları sınırlıdır.
|
|
|
|
|
Vokal fold polipleri; ses bozukluğu yapan ve vokal foldun benign lezyonlarının arasında en sık görülenleridir. Polipler sadece vokal foldların membranöz kısmında oluşurlar ve larenksin diğer bölgelerinde görülmezler. Daha çok 30-50 yaş arası erkeklerde görülür. Hastaların %80'i sigara içmektedir ve birçoğunda hatalı ses kullanımı sözkonusudur. Poliplerin %90'ı tek taraflıdır. Polipler çoğu kez hemorajilerden sonra submukozal kapillerden gelişir. Erken evrede hemorajik (kırmızı) ve sonra fibröz (soluk pembe) polip adını alırlar. Yoğun şekilde fibrin eksuda içerenler ise jelatinöz polip adını alır. Küçük boyutlardaki polipler, kist veya nodülle karıştırılır. Glottisi tıkayacak kadar büyük boyutlarda da olabilirler. Polipler vokal foldun üst yüzünde olurlarsa sesi o kadar bozmazlar, ama vokal foldda birbirine temas eden iç kenarda yerleşirse vibrasyon sırasında tam kapanmayı engellerler ve disfoniye neden olurlar. Özellikle önde ve arkada açıklık kalacağından, kısık ve havalı bir ses ortaya çıkar. Ayrıca polipler, karşı vokal foldda, hep aynı yere temastan dolayı reaktif kitle oluşumuna yol açarlar. Polipler saplı veya sapsız olabilir. Eğer polip saplı ise, hasta fonasyon yaparken polibi, vokal foldların üstüne veya altına alarak, titreşen kenardan uzaklaştırmaya çalışır. Eğer sapsız ise geniş tabanlı veya küçük tabanlı olabilir. Saplı olanlar hareket ettikleri için sesi daha az bozarlar. Bunlar, cerrahi olarak çıkarılarak tedavi edilir. Polibi besleyen vasküler yapılar varsa, bunlar da CO2 lazer ile koagüle edilir.
|
|
|
|
|
|
|
| Büyütmek için tıklayınız. |
|
Nodüller çok tipik olarak, vokal foldda ön 1/3 ile arka 2/3'ün birleşme yerinde meydana gelirler. Oluşum nedeni, tamamiyle sesin hatalı kullanımıdır. Vokal foldlardaki hiperfonksiyon sonucunda nasırımsı yapılar oluşur. Nodüller çok yakın zamanlara kadar cerrahi olarak tedavi edilirdi. Fakat günümüzde, tedavide ses eğitimi ve şan pedagojisinden yararlanılmaktadır. Eğer nodül bu şekilde tedavi edilemiyorsa cerrahi müdahale düşünülür. Vokal fold nodülleri daima bilateraldir. Nodüller, çok tipik olarak iki hasta grubunda görülür. İlk grup ilk ve orta okul yaşlarındaki çocuk hastalardır. Bunlarda, çok sık geçirilen üst solunum yolu enfeksiyonları ya da sesin çok yanlış kullanılması (bağırarak konuşmaları) gibi çevresel faktörler karşımıza çıkar. Pubertede birçoğu spontan olarak kaybolur. İkinci grup ise orta yaş genç bayanlardır. Bu hasta grubunda, kişilik özelliklerine bakıldığında; kariyer hırsı, mükemmeliyetçi bir yaşam tarzı, yaşamlarını gergin yürütme özelliklerine rastlanmıştır. Yaşantılarından kaynaklanan gerginlik vücuda yansıyıp, sesin kullanımını da olumsuz yönde etkiler. Bununla birlikte nodüller; en sık ses sanatçılarında görülür. Günümüzde spikerlerde, öğretmenlerde, din görevlilerinde ve mesleğinde sesini çok kullanan kişilerde de yaygın olarak tespit edilir. Bayanlarda, premenstürel dönemde, vücuttaki hormonal değişiklik ve sıvı retansiyonuna bağlı olarak nodüller belirginleşir. Buna karşın menstürasyon sonrası dönemde nodüller geriler ve kaybolur. Bu nedenle ses sanatçılarına menstürasyon dönemlerinde seslerini kullanmamaları önerilir. Nodüllerin oluşumundan önce vokal foldlar üzerinde sekresyon birikimi görülür. Bunlar nodül oluşacağının işaretleridir. Nodüller fibrotik, sert görünümlü ya da geniş tabanlı, yumuşak görünümlü olabilir. Geniş tabanlı, yumuşak nodüllerin düzeltilmesi daha kolaydır. Karşı vokal foldda temas sonucunda reaktif kitle oluşturan küçük kist veya polipler nodüllerle karıştırılabilir. |
|
|
|
| Büyütmek için tıklayınız. |
|
Vokal fold kistleri; cinsiyet farkı gözetmeksizin daha çok orta yaş erişkinlerde görülür. Kistler daima Reinke boşluğunda yerleşirler ve nadiren daha derine inerler. Kistler, zaman zaman nodüllerle veya poliplerle karıştırılır. Vokal fold kistleri, mukoza altındaki minör bezlerin kistleşmesi sonucu karşımıza çıkarlar. Fonasyon travmasının, oluşumda rol oynadığı düşünülmektedir. Nodüllerden ayırt edilmelerini sağlayan en önemli özellikleri, genelde tek olmalarıdır. Vokal foldların her yerinde oluşabilirler. Ancak çok büyük oranda nodüllerin oluştuğu bölgede karşımıza çıkarlar. Retansiyon veya epidermal kistler şeklinde oluşabilir ve ileri boyutlara ulaşabilirler. Tedavileri, cerrahi olarak çıkartılmalarıdır. Çok gelişmiş bilateral veya multioküler olan büyük kistlerde, keratin debris içermelerine bağlı olarak sarımsı bir görüntü oluşur. Tüm kist duvarları dikkatlice eksize edilmelidir. Aksi halde tekrarlayabilir.
Vestibül kistleri yaşlılarda daha çok görülür. Çocuklarda çok nadirdir. Bez epiteli veya onkositlerle örtülü seromüköz bezlerin retansiyon kistleridir. Ventrikül açıklığından, ventrikülün lateral duvarına kadar büyüyebilirler. Bazıları serbest kenarda düzgün yüzeyli bir şişlik halinde gözlenir.
Epiglot kistleri, daima epiglotun lingual yüzünden köken alırlar ve glossoepiglottik plikaya uzanırlar. Büyük kistler epiglotun yer değiştirmesine neden olurlar, cerrahi gerektirirler. Kist duvarının vasküler ağ yönünden zengin olması nedeniyle kisti tek parçada çıkarmak mümkün olmayabilir. |
|
|
 |
|
Reinke Ödemi Video Görüntüsü |
 |
|
Lazer İle Yapılan Reinke Ödemi Ameliyatı |
|
|
|
|
|
|
|
|
Reinke boşluğunda sıvı birikimiyle karakterizedir. Çok tipik olarak seste kalınlaşmayla ortaya çıkar. Kadınlarda ses 50-70 Hz'e kadar kalınlaşabilir. Reinke ödemli bayan hastaların başvurma nedeni, telefonda seslerinin erkek sesi zannedilmesidir. En önemli etyolojik faktör sigaradır. Erken dönemde steroid tedavileri ve sigaranın kesilmesi önerilirken, ileri evrelerde tedavi cerrahi olarak sıvının boşaltılmasıdır. Reinke ödemi ileri boyutlarda ise, tüm larenks lümenini tıkayarak nefes darlığına neden olabilir. Reinke ödemi, mukozada birtakım prekanseröz değişikliklerle ve hatta kanserle birlikle bulunabilir.
|
|
|
Büyütmek için tıklayınız. |
Büyütmek için tıklayınız. |
Büyütmek için tıklayınız. |
|
|
|
 |
|
Granülom Ameliyatı |
|
|
Büyütmek için tıklayınız. |
|
Kontak granülom 30-60 yaş arası erkeklerde daha çok görülür. Reflü larenjit, uzun süreli entübasyon, şarkıcılarda yoğun ses egzersizleri sonrasında, trompet veya klarnet çalan müzisyenlerde çok sık görülür. Parsiyel larenjektomi veya tek taraflı vokal fold paralizilerinden sonra kontak granülomlar yerleşebilir. Bunun nedeni yoğun fonasyon egzersizleridir. Spontan olarak kaybolabilirler. Hiç kaybolmayan veya tekrarlayan granülomlar da olabilir. Granülomun çıkarılmasından sonra uygulanan ses eğitimleri vakaların ¾'ünde başarılı sonuç elde edilmesini sağlar.
|
|
|
|
|
|
| Büyütmek için tıklayınız. |
|
Larenks'in konjenital anomalileri çok nadir görülür ve tedavileri oldukça güçtür. En çok görülenleri ön komüssür'ün değişik boyutlarda oluşan veb'leridir. Konjenital vebler, akkiz veblerin aksine, arka kenarlarda çok ince, önde genellikle çok kalındırlar. Subglottik bölgeye uzanarak deforme krikoid kıkırdak ile birlikte görülürler.
Membranöz olanlarının cerrahi tedavisinde CO2 lazer kullanılır. Fibröz olanlarda, lazer yanısıra açık cerrahi veya stent uygulamaları gerekmektedir.
|
|
|
|
| Büyütmek için tıklayınız. |
|
Vokal foldlar üzerinde, membranöz tabakada boylu boyunca bir oluk oluşmasıdır. Mukozal dalgalanmayı bozarak seste bozukluğa yol açabilir. Çok nadir görülür. Bunları tedavi etmek gerekmeyebilir. Sesi bozar ve kullanımını zorlaştırırsa cerrahi olarak rezeksiyonu veya lamina proprianın yüzeyel tabakasına yağ veya kollajen enjeksiyonları yaparak mukozal vibrasyonların yeniden oluşması sağlanabilir.
|
|
|
|
|
| Büyütmek için tıklayınız. |
|
Kanser gelişiminin herhangi bir evresinde karşılaşılabilir. Genellikle beyaz, keratotik oluşumlarla beraber seyreder. Mutlaka cerrahi olarak çıkartılıp biopsi yapılması gereken oluşumlardır.
|
Entübasyon Sonucu Oluşan Lezyonlar |
|
| Büyütmek için tıklayınız. |
|
Endotrakeal entübasyon, larenks içinde birçok sekele neden olabilir (Uygulamayı tecrübeli bir anestezist yapsa bile). Entübasyon anestezisinden veya respiratuar tedaviden sonra larenksin, mutlaka larengolog tarafından değerlendirilmesi gerekir. Vokal foldların laserasyonu acil entübasyon sonrasında sıklıkla görülür. Aritenoid sublüksasyonu entübasyondan sonra görülebilir ve kıkırdağın anormal pozisyonda fiksasyonu söz konusudur. Eklem kapsülünün yırtılması ve eklem içine kanama fiksasyonun oluşmasına katkıda bulunur. Endotrakeal entübasyondan sonra vokal foldlarda pigmentasyon gözlenir. Ancak bu submukozal pigmentler belli değildir. Kısa süreli entübasyon anestezisinden hemen sonra birçok vakada akut fibrinöz larenjit görülür. Bunun muhtemel nedenleri arasında alerjik reaksiyonlardan şüphelenilmelidir.
Entübasyon granülomu, entübasyon anestezisinden sonra en sık görülen sekeldir ve özellikle respiratuar tedavi sonucunda oluşur. Bu hastaların %90'ı kadınlardır. Nispeten dar kadın larenksinde, büyük çaplı 'entübasyon tüpü' kullanılması vocal proseslerin mukozasında erozyona neden olur. Erkeklerdeki geniş tabanlı kompak granülomların aksine entübasyon granülomları mantar benzeri saplı bir görünüme sahiptirler. Spontan olarak öksürükle atılabilirler. Buna ilaveten entübasyondan sonra aritenoid kıkırdak üzerinde yassı epitelle örtülü kistler oluşabilir.
Entübasyondan sonra köprü şeklinde oluşan sineşiler özellikle respiratuar tedaviden sonra görülürler. Bant ventriküllerde veya arkada, aritenoid kıkırdaklar arasında, vokal fold fiksasyonuna neden olacak şekilde oluşurlar. Posterior glottisin küçük lümeni her zaman indirekt ayna muayenesi ile gözlenemeyebilir. Bu lezyonlar, çoğu kez bilateral vokal fold parezisi olarak yanlış tanımlanırlar. Köprü şeklindeki sineşinin kesilmesi, hemen vokal foldların hareketlerinin normale dönmesini sağlar. Özellikle çocuklarda membranöz ve halka şeklinde subglottik stenozlar görülebilir. Bunlar değişik kalınlıktadır. Endoskopik rezeksiyonları genellikle başarılıdır. Respiratuar tedaviden sonra çocuklarda daha belirgin olmak üzere, en ciddi komplikasyonlardan birisi larenksin arka duvarından skar gelişmesidir. Bu vokal foldların fiksasyonuna neden olur. Altta yatan neden, birçok vakada aritenoidlerdeki kondrit ve erozyonun krikoaritenoid eklemin çalışmasını bozmasıdır. Bu alanda endoskopik rezeksiyon veya dilatasyon nadiren başarılıdır. Çünkü yeniden skar oluşumuna eğilim fazladır. Birçok hastada kartilajın interpozisyonu için krikotomi yapılması gereklidir.
Trakea'ya kadar uzanan tünel şeklindeki stenozlar ve larenksin total veya totale yakın obliterasyonuna yol açan skarlar bazen tekrar eden dilatasyon ve diğer başarısız endoskopik müdahalelerle ilişkilidir. Bu vakalar açık cerrahi gerektirir. |
|
|
|
| Büyütmek için tıklayınız. |
|
Larenjit tanımı larengeal inflamasyonu ifade eder. Ancak beraberinde ses kısıklığı olması şart değildir. Larenks ve ses sorunu olan hastaların büyük kısmında enfeksiyöz ve nonenfeksiyöz inflamatuar hadiseler vardır. Larenjit; bakteriyel ve viral infeksiyon nedenyle olabileceği gibi, irritasyon, travma, metabolik olaylar, alerji, otoimmün ya da idyopatik nedenlerle de olabilir.
Larenjit akut veya kronik olabilir. Akut ve kronik larenjitin etyolojisi erişkin ve çocuklarda farklıdır. Bebekler ve okul çağındaki çocuklarda larenjitin en sık sebebi akut infeksiyonlar iken; erişkinlerde kronik ve infeksiyöz olmayan nedenler ön plandadır.
Ayrıca larengofarengial reflü çağımızda larenks inflamasyonu etyolojisinde rol oynayan önemli bir neden olarak ortaya çıkmıştır.
|
Kronik Hiperplastik Larenjit |
| |
Kronik hiperplastik larenjit çoğunlukla sigara içen erkeklerde ve larenks kanserlerinin görüldüğü yaşlarda benzer şekilde görülür. Vokal fold kanserlerinin çok az bir kısmında kronik hiperplastik larenjit hikayesi vardır ve kansere zemin hazırladığı düşünülmektedir. Başlangıçta vokal foldların ince saydam epiteli bilateral olarak kalınlaşır ve yüzeyde hafif bir keratinizasyon oluşur. Bu değişim adım adım vokal foldların yüzeyleri yanısıra tüm larenks mukozalarına da yayılır. Ödem ve enflamatuar infiltrasyon vokal foldlarda kalınlaşmaya neden olur. Ülserler gözlenir ve bunlar vokal foldu üst ve alt kısımlara ayırırlar. Bazı vakalarda çok şiddetli keratinizasyon meydana gelebilir. Diğer bir kısım vakada ise larenks mukozasının büyük bir kısmını kalınlaşmış, sarımsı bir mukus örter.
Kronik hiperplastik larenjit; prekanseröz lezyonlar ve kanserlere benzediği için önemli bir hastalıktır. Ayrıca tanı için mikrolarengocerrahi ve biopsi yapılması zorunludur. Hiperplastik epitelin şerit şeklinde eksizyonu ile vokal fold şekli yeniden oluşturulabilir. Bu işlemin amaçları daha iyi bir ses ve kanser oluşumunun önlenmesidir.
|
|
|
 |
|
Unilateral Addüktör Paralizi |
|
 |
Bilateral Abdüktör Paralizi |
|
Büyütmek için tıklayınız. |
|
Larenksi innerve eden süperior larengeal sinir, rekürren larengeal sinir ve bunların kaynaklandığı n.vagus'u ilgilendiren, serebral korteks ile sinir-kas kavşağı arasında yolda, cerrahi travma (tiroidektomi), idyopatik, inflamatuar, nöropatik, neoplastik lezyonların neden olduğu sinir hasarı sonucunda oluşmaktadır. Vokal foldun paralitik kaldığı pozisyona semptomlar değişiklik gösterir.
Unilateral addüktör vokal fold paralizilerinde solunum sıkıntısı beklenmez. En önemli belirti disfonidir. Tedavisinde; takip, ses terapisi veya cerrahi tedavi uygulanır.
Bilateral addüktör vokal fold paralizilerinde aspirasyon ve afoni söz konusudur. Tedavisinde medializasyon tiroplasti teknikleri uygulanır.
Unilateral abdüktör paralizilerde hafif veya eforla gelen dispne ve seste hafif çatallanma oluşur. Tedavisinde takip veya ses terapisi uygulanır.
Bilateral abdüktör paralizi; vokal ford paralizileri içinde solunum yolunda obstrüksiyon yaparak en ciddi klinik tabloyu yaratır. Tedavisi için, günümüzde en sık posterior transvers lazer kordotomi (PTLK) tekniği uygulanır.
|
Çeşitli Travmatik Lezyonlar |
| |
Endoskopik veya açık cerrahiden sonra oluşan postoperatif lezyonlar rezidüel veya rekürren tümörlerden ayırt edilmelidir. Bu granülomlar düzensiz skar oluşumunu engellemek için daima erken dönemde çıkarılmalıdırlar.
Benign veya malign lezyonların endoskopik cerrahisinden sonra anterior veblerin oluşması önlenemeyebilir. En sık görülenleri vertikal parsiyel larenjektomiden sonra görülenlerdendir. Bu lezyonların büyük çoğunluğu dikkatli endoskopik rezeksiyon veya endoskopik mukoza döndürme flebleriyle tedavi edilirler. Bazı vakalarda silastik keel'lerin kullanılması iyi sonuç verir.
Post-operatif kist ve mukoseller glottisin mukoza flebi ile rekonstrüksiyonu yapılan açık cerrahilerden sonra görülürler. Mukoseller vokal foldların derin tabakalarında rezidüel tümörü taklit edebilirler.
İdyopatik subglottik stenozun trakeaya uzanması çok nadirdir. Sert bağ dokusunun eksizyonundan sonra hava yolu serbestleşse bile nüks etmesi ihtimali çok yüksektir.
Larenksin eksternal travmaları sonunda dikkatli bir endoskopik gözlem yapılması zorunludur. Hematomlarda ponksiyon yapılır, kesiler sütüre edilir, mukoza laserasyonları tamir edilir. Bozulmuş kıkırdak pozisyonları internal yoldan sterilize ederek tamir edilir.
|
|
|
|
|
|
|
 |
|
|
|
| Büyütmek için tıklayınız. |
|
Larenksin üç tane anatomik bölgesi vardır.
1) Supraglottik bölge
2) Glottik Bölge
3) Subglottik Bölge
Tüm larenks kanserlerinin sadece % 1'i Subglottik bölgede yerleşir. % 99'u Supraglottik ve Glottik bölgede yerleşir. Gelişmiş ülkelerde glottik bölge kanserleri daha fazla iken, gelişmekte olan ülkelerde de supraglottik bölge kanserleri fazladır. Larenks kanserlerinin % 98'i yassı hücreli kanserdir.
Supraglottik bölge bukkofarengeal, glottik bölge ise trakeobronşiyal anlajdan gelişir. Bu embriyolojik gelişim farklılığı nedeniyle iki bölgeye ayrı cerrahi yaklaşımlarda bulunulabilir.
Ayrıca bu iki bölgedeki lenfatik drenaj birbirinden farklıdır. Supraglottik bölge lenfatik drenaj yönünden son derece zengin olmakla birlikte, glottik bölgenin pratikte lenfatik drenajı yok sayılır. Supraglottik larenks kanseri üst derin servikal lenf bezlerine metastaz yapar.
Supraglottik bölge tümörleri çok ileri evreye kadar semptom vermeyebilir. Hatta ilk semptom ses kısıklığı olmayabilir. Hasta yutmada zorluk hissi, boğazda takılma hissi, otalji, ileri dönemde kilo kaybı ve iştahsızlık gibi malum kanser şikayetleriyle gelebilir.
Eskiden beri larenks kanserlerinde total larenjektomi uygulanmıştır. Ancak trakeostoma ve fonasyon kaybına uğrayan hastalar bu operasyonu uzun yıllar red etmiştir. Zamanla total larenjektominin yol açtığı bu fonksiyonel bozuklukları giderici parsiyel fonksiyonel cerrahi teknikler geliştirildi. Günümüzde parsiyel larenjektomi yaparak larenksin bir kısmını korumak ve bu sayede stomayı kapalı tutmak mümkündür.
Supraglottik kanserlerde total larenjektomiye alternatif olarak iki tane parsiyel fonksiyonel cerrahi teknik vardır;
1) Supraglottik horizontal larenjektomi ( SHL ),
2) Suprakrikoid rekonstrüktif larenjektomi (SRL)
SHL'de bazen lezyonun durumuna göre bir aritenoidi veya bir vokal foldu çıkarmak gerekebilir. Bu durumda operasyonun adı genişletilmiş SHL'dir. Fakat her iki vokal foldu ve aritenoidi tutmuşsa, tiroid kartilajlara invazyon varsa SRL operasyonu endikedir.
Glottik bölge kanserleri; supraglottik bölge kanserlerine oranla daha iyidir. Erken evre küçük glottik kanserlerde radyoterapi ve cerrahi ile %100'e varan oranda iyileşme elde edilir.
Glottik tümör de ön komissür invazyonu olup olmadığına bakılmalıdır. Ön komissür tümörün tiroid kartilajın dışına çıkıp T4 tümörü haline geldiği yerdir. Eğer tiroid kıkırdağa invazyon radyolojik olarak tespit edilirse bu bölge olduğu gibi çıkarılır. Aritenoid kıkırdağa invazyon varsa aritenoidler de çıkarılır.
Glottik bölgeye yerleşen tümör subglottik bölgeye 1 cm.den fazla uzanıyorsa, parsiyel cerrahi teknikleriyle çıkarılamaz. Tümör ventriküllere girip paraglottik bölgeye doğru yayılmışsa cerrahi tedbirler ona göre modifiye edilir.
Parsiyel cerrahi; eksternal ve endoskopik olarak iki şekilde yapılabilir. Eksternal olarak "laringofissür", endoskopik olarak ise "CO2 lazer" veya "mikrocerrahi" ile "kordektomi" uygulanır.
Eğer bir tümör kordektomi sınırlarını aşmışsa bu durumda alternatif ameliyat; "vertikal larenjektomi" teknikleridir. Vertikal larenjektomi ile tedavi edilemeyecek tümörlerde ise tek alternatif total larenjektomi'dir. |
|
|
|
|
Organik bir neden olmadan, orolarengofarengeal kasların doğru kullanılmaması sonucunda (hatalı ses kullanımı) karşılaşılan disfonilerdir. Hastanın sesinde değişiklik vardır fakat organik bir lezyon yoktur. Bunların en önemlileri "konversiyon afoni" ve "mutasyonel falsetto"dur.
"Konversiyon afoni"; konversiyon reaksiyonlarının bir parçasıdır. Yoğun psikolojik baskı altında hastanın geçirdiği birtakım panik veya senkop ataklarıdır. Hasta afoniktir. Evde yoğun baskı altında olan bayanlarda çok sık görülür. VLS muayenesinde; vokal foldların fonasyona çabaladığını fakat bir noktadan sonra tam olarak kapanamadığı görülür. Nöromüsküler sistemde meydana gelen inhibisyon sonucu vokal foldlar biraraya gelmekte fakat tam olarak kapanmamaktadır. Ses eğitimiyle ve sesin doğru kullanımını öğreterek ses oluşturmak mümkündür. Bu hastalara vejetatif hareket yaptırılır (öksürtmek, öğürtmek gibi) ve foldların birbirine istemsiz olarak teması sağlanır. Böylece çıkan sesin üstünde çalışılarak hasta yeniden konuşur hale getirilir.
"Mutasyonel falsetto"; puberteden sonra erkek çocuklarda normalde kalınlaşması gereken sesin değişmemesidir. Çok ince frekanslarda bir ses (Falsetto) ortaya çıkar. Tedavisi ses eğitimidir. |
|
|
| Mutasyonel Falsetto |
Tedavi Öncesi |
Tedavi Sonrası |
|
Hasta1 |
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
Spazmodik Disfoni |
Tedavi Öncesi |
Tedavi Sonrası |
|
|
|
|